Kalem Açmak ve Tutmak Usûlü

Güzel yazı, yazanın kâbiliyetine bağlı olmakla berâber yazı çeşitlerine göre kalem açma sırrı da bilinmelidir ki kalemden güzel hat çıksın. Reisü’l-hattâtîn Hacı Kâmil Efendi, yazısına istediği tekâmülü verebilmek için uzun zaman katt-ı kalem (kalemi makta’a vurmak) usûllerini araştırdığını, ancak kalem açma sırrını çözdükten sonra yazıda muvaffak olduğunu söylermiş. (1)  Kalem yontma (naht) ve kesme (kat) melekeye muhtaç bir iştir. Yazı meşkine başlıyanlar evvelâ kalem açma usûlünü öğrenmelidir. Bu mevzûda Hz. Ali şöyle buyurmuştur: “Kalemi iyileştirirsen, yazını da iyileştirirsin; kaleme bakmazsan, yazıyı yüzüstü bırakmış olursun, çünkü yazı kaleme tâbîdir.” (2) “Rehber-i Sibyan”ın arka yüzünde, kalem açmakla ilgili şu bilgi verilmektedir: “Kalem ince tarafından evvelâ sol avucun içine yatırılırak, başparmak bükümü mikdârınca aşağı ucuna doğru ince tarafından bâdem biçiminde kesilir. Sonra ortasından bir miktar yarık (şak) yapılır. Kalemin iki yanlarında istenilen kalınlık derecesine göre kesilir. Kalam maktaın yuvasına konur; sol ekin başparmağı ile kalemi ve diğer parmaklarla altından maktaı tutarak ucu aşağı hafifçe tıraş edilir. Eğer sülüs ve nesih kalemi ise eğrice, rik’a, dîvânî kalemi ise biraz doğruca kat edilir. Kalemi sağ elin baş ve şehâdet parmağiyle tutarak orta parmağı onlara yardım ettirmelidir. Fakat kalem hakkının lâyıkı ile icrâ olunması için kalemin kesilmiş olan tarafını satırın üzerine çevirerek hareket ettirmelidir.” (3) Kalem açılışı îtibariyle çakşırlı ve çakşırsız olur. (4)

Kalem ağzını çok kısa ve uzun açmamalı; kısa açılırsa eli kirletir, uzun açılırsa da kalemin sevk ve idâresi güçleşir. Ayrıca kalem üzerindeki parlak kısım mürekkep almıyacağından tebeşirli çuhayı bu kısma sürmelidir. Menâkıb-ı Hünerverân’da, “şakk-ı kalem” hakkında şu mâlûmat verilmektedir: “Şakk-ı kalemin kâtibden cânibe olan şakkına ünsî ve hat yazısından yana olan vahşî ıtlak derler. Nesih, sülüs ve rikâ’da vahşî taraf ünsî cânibinin zı’fı mikdârı ola. Kalem-i dîvânî yâni hatt-ı çepte ve kırmada ve deştîde ünsîsi vahşîsinin zı’fı mikdârı ola nesta’likte ünsîsi vahşîsi berâber ola.”(5)

1- Melek Celâl, Reîsü'l-Hattâtîn Kâmil Akdik, İstanbul 1938, s. 13
2- Nefeszâde, Gülzâr-ı Savâb, s. 103
3- Rehber-i Sıbyân, İstanbul 1297.
4- A. Süheyl Ünver, Dosya, Süleymâniye Kütüphânesi, 84/A., sıra no: 346, demirbaş no: 117.
5- Âlî Menâkıb, s. 10.