|
Şeyh Mehmed
Abdülaziz
(Aktuğ) Efendi
(1289/1872 - 1353/1934) |
|
 |
| |
| |
|
|
 |
|
|
|
Trabzon'un Maçka kazâsında doğdu. Babası Rize eşrafından Molla Mehmed
Abdülhamid Efendi, annesi Esmâ Hanım'dır. Âilesi 93 harbi sırasında
İstanbul'a göçtü. Babası önce Akpınar, daha sonra Kâğıthâne Köyü Câmii'nde
imamlık yaptı.
Aziz Efendi ilk tahsilini Eyüb'de Şah Sultan İbtidâî Mektebi'nde tamamladı.
Sıbyan mektebi sıralarında güzel yazıya olan merak ve kabiliyeti dolayısı
ile Filibe'li Ârif Efendi'den sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı.
Yazıdaki başarısı ile kısa zamanda hocasının sevgi ve takdirini kazandı.
Yazı tâhsilini tamamlayıncaya kadar Nûruosmâniye'deki hat mektebine
devam etti. 1314/1896'da hocası Ârif Efendi ile Reîsülhattâtîn Muhsinzâde
Abdullah Hamdi Bey'den sülüs ve nesih yazılarında icâzet aldı; daha
önce Karinâbâdlı Hasan Hüsnü Efendi'den nesta'lik yazısını meşkederek
1312/1894'te ondan da icâzet almıştı. Zamanın celî üstâdı Sâmi Efendi'nin
Horhor'daki evinde yapılan san'at sohbetlerine devam ederek celî-sülüs,
celî nesta'lik yazılarının inceliklerini öğrendi. Kabiliyetinin yanında
disiplinli bir hat öğrenimi de gören Aziz Efendi, Şevkî Efendi yoluyla
yazıya kendine has bir şive katarak san'at sâhasında şahsiyetini ortaya
koydu. Emsâli arasında "serîü'l-kalem" nâmıyla şöhret buldu.Dîvânî,
reyhâni, muhakkak, tevkî', nesta'lik, rika', rik'a yazılarının bütün
inceliklerini bilir ve yazardı. Revnakoğlu: "Aziz Efendi rik'a yazar
gibi sür'atle sülüs,nesih ve nesta'lik yazardı. İstanbul'da yazısı en
çok görülen bi zattı" diyor. Bilhassa celî-sülüs yazılarının istif ve
terkîbinde son derece mahîr olup, çok güzel tuğra resmederdi. Eserlerine
önceleri Abdülaziz Eyyubî ve Aziz, daha sonra ise Şeyh Mehmed Abdülaziz
er-Rifâî şeklinde imza koydu.
İlk memûriyete 131211895'da Meclis-i İdâre-i Emvâl-i Eytâm Kitâbeti'nde
başladı. 1319/1903'te görevi Mektûbî-i Meşîhat-i Ulyâ Kalemi Ketebesi'ne
nakledildi. Bu arada Şehrî Ahmed Efendi'nin derslerine devam ederek
ilmiye icâzetnamesi aldı. Ayrıca Özbekler Tekkesi Şeyhi Edhem Efendi'den
ebrû san' atını öğrendi. Bir müddet sonra yazısının güzelliği ve ahlakî
olgunluğu sebebiyle Ma'rûzât-ı Mühimme Kitâbeti'ne terfi etti ve kendisine
gümüş liyâkat madalyasiyle dördüncü dereceden Mecîdî nişanı verildi.
Bu görevinin yanında Medresetü'l-kudât'ta ve Mahmudiye Rüşdiyesi'nde
yazı hocalığı yaptı, meşîhat dairesi memurlarına da nesta'lik dersi
verdi. Bu sırada Ümm-i Kenân Dergâhı Şeyhi Ken'an Rifâî'ye intisap ederek
1910 yılında ondan hilâfet aldı.
1339/1920'de Mısır Meliki 1. Fuâd kendi adına bir Kur'ân-ı Kerîm yazdırmak
isteyince, ehil bir hattat seçmek üzere, Mısır nakîbüleşrâfı Muhammed
Ali Biblâvî'yi hat üstatlarının merkezi İstanbul'a gönderdi. Biblavî,
önce Medresetü'l-hattâtîn'de Türk hattatlarıyle tanıştı ve yazılarını
inceledi. Tavsiye üzerine Bâb-ı Meşîhat'ta Aziz Efendi'yi de ziyâret
ederek eserlerini gördü. Bu inceleme ve araştırmaları sonunda, Aziz
Efendi'nin aradığı evsafta muktedir bir hattat olduğuna karar verdi.
Aziz Efendi, 1922 yılında Mısır hükumetinin isteği, Mısır ve İstanbul
İngiliz işgal kuvvetleri yüksek komiserliğinin aracılığı ile resmen
Mısır'a davet edildi. Görevli bulunduğu Meşîhat dairesinin 14 Muharrem
1341 (6 Eylül 1922) tarih ve 107 sayılı yazısı ile beş ay izinle Kahire'ye
gitti. "Melik Fuad nüshası" olarak bilinen Mushaf-ı Şerîf'i burada Ezher
ulemâsının kontrolüyle resm-i Osmanî üzere altı ayda yazdı. Bunun tezhîbi
de kendisinden istenince izni beş ay daha uzatıldı. Aziz Efendi'nin
İslam yazılarındaki üstünlüğünü ve kudretini gören Melik 1. Fuad, ülkesinde
yok olmaya yüz tutmuş olan hat san' atını canlandırmak için ondan Kahire
de bir hat mektebi açmasını istedi. Aziz Efendi melîkin bu teklîfini
kabul etti ve ailesini de yanına alarak Kahire'ye yerleşti.
1341/1922 yılı sonlarında Kahire'de Medresetü tahsîni'l-hutûti'l-melekiyye
adiyle bir mektep kurularak Halilağa Medresesi'ne bağlanmıştı. Bu mektebin
büyük bir ilgi görmesi üzerine, Melîk ikinci bir hat medresesi açılmasını
emretti. Bunun üzerine Aziz Efendi 1341/1923 yılı başlarında Şeyh Salih
Erkek Medresesi'nde yeni bir hat mektebi kurdu; her iki mektebin hem
müdürlüğünü hem de hat hocalığını yaptı. Önce Melik I. Fuad'ın hususî
evkaf dîvânına bağlanan, daha sonra Eğitim Bakanlığı'na devredilen bu
hat medreselerinin kurulması, Mısır kültür ve san'atı bakımından oldukça
önemli, hatta tarihî bir hadisedir.
Kahire'nin eskiden beri İslâm dünyasının önemli kültür merkezlerinden
biri olması sebebiyle buraya çeşitli İslâm ülkelerinden ilim ve san'at
öğrenmek üzere binlerce genç bu hat medreselerinden de istifâde ederek
memleketlerine dönmüşler, kendi ülkelerinde klasik Türk hat üslûbunun
yayılmasını sağlamışlardır. Bunda Aziz Efendi'nin Kahire'deki on bir
yıllık hocalığının önemli bir rolü olduğu aşikardır. Aziz Efendi san'at
çalışmalarından artakalan vaktini mevlevîhanede irşad halkasına girenleri
manen yetiştirmekle geçirmiştir.
Aziz Efendi, Kahire'nin havası sağlığına iyi gelmediği için Nisan 1933'te
Mısır hükûmetinden emekliliğini isteyerek İstanbul' a döndü. 16 Ağustos
1934' te vefat etti ve Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi.
Hayatı boyunca büyük bir gayretle çalışmış olan Aziz Efendi, Kahire
ve İstanbul' da pek çok talebe yetiştirmiştir. Kahire' de icazet verdiği
talebeleri arasında Tâhir el - Kürdî, Muhammed Ali Mekkâvî, Muhammed
Efendi eş-Şehhât, Muhammed Ahmed Abdü'l-âl, Rızk Mûsâ, Abdülkadir Efendi,
Abdürrazık Salim ve Abdurrahman Hâfız, Arap aleminin önde gelen hattatlarıdır.
İstanbul' da icazet verdiği talebeleri içinde de Mahmut Bedreddin Yazır
ve Ömer Vasfî, Türk hat san' atında önemli yeri olan kişilerdir.
Aziz Efendi hat sahasında güzel eserler bırakmıştır. Bunlar arasında
on iki Mushaf-ı Şerif onun en önemli eserlerindendir. O tarihte bu mushaflardan
biri Afganistan emîrinde, biri de Hidiv Abbas Hilmi Paşa'nın vâlidesinde
idi. Melik 1. Fuad için yazdığı Kur'ân-ı Kerîm, 1952 ihtilalinden sonra,
Kahire İslam Eserleri Müzesinde muhafaza edilmektedir. İki Mushaf-ı
Şerîf İstanbul' da damadı Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kurduğu Kubbealtı
Kültür ve San'at Vakfı Ekrem Hakkı Ayverdi Hat koleksiyonunda bulunmakta,
diğerlerinin ise nerede olduğu bilinmemektedir. Hutût-ı mütenevvia ile
yazdığı yedi büyük hilye de hat san'atındaki kudretini gösteren önemli
eserleridir. Bu hilyelerden biri yine aynı vakfın hat koleksiyonunda,
biri İstanbul'da Ümm-i Kenan Dergahı'nda, biri de Emin Barın hat koleksiyonunda
bulunmaktadır. Hayatının en olgun dönemine rastlayan Kahire'deki hocalığının
bugün Arap aleminde hat san'atının klasik yazı formlarının bozulmadan
günümüze ulaşmasında ve ilerlemesinde önemli ölçüde roloynadığı kabul
edilmektedir. Yirmiyi aşkın sülüs-nesih ve nesta'lik meşk albümü ile
nesta'lik hatla yazdığı Kasîdetü'l-bürde ve sülüs-nesih el-Kasîdetü'n-nûniyye
Kahire'de yayımlanmıştır (1343/1924). Ayrıca Bursa Ulu Camii'nde iki,
İstanbul'da Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde 116 parça levhası ile,
özellikle Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu'nda çeşitli yazı örnekleri
ve levhaları bulunmaktadır.(1)
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
| |
1-Aziz Efendi Dosyası, Süleymaniye
Ktp., Sühey1 Ünver, nr. 37; Aziz Efendi Evrakı, Kubbealtı Kültür ve San'at
Vakfı, Ekrem Hakkı Ayverdi Koleksiyonu; Sicil Defteri, İstanbul Müftülüğü,
Şer'iyye Sicilleri Arşivi, nr. 39, s. 50; Hattat Aziz Efendi Dosyası,
Divan Edebiyatı Müzesi, Revnakoğ1u Arşivi, nr. B 41; Yazma Eserler Defteri,
İstanbul Türk-İslam Eserleri Müzesi, nr. ıo; Defteru Sicilli'l-fünûni'l-cemîle,
Kahire Dârü'l-Kütübi'l-kavmiyye, nr. 807, 814; İlmiyye Salnamesi, s. 147;
Tahir e1-Kürdi, Tarîhu'l-hatti'l'Arabî, Riyad 1939, s. 431; Beyânî, Hoşnüvîsan,
c. IV, s. 1184; Habîbullah Fezâi1î, Atlas-ı Hat, İsfahan 1362, s. 341-342;
Naci Zeynüddin, Musavver hattü'l-'Arabî, Bağdad 1968, s. 161, 165, 167;
İbnülernin, Son Hattatlar, s. 68-72; Samiha Ayverdi, İbrâhim Efendi Konağı,
İstanbul 1973, s. 127-133; Hasan al-Mas'ûd, Calligraphie Arabe Vivante,
Paris 1981, s. 88; Yahyâ Seııum e1-Abbâsî, Hattü 'l- 'Arabî, Bağdad 1984,
s. 143; A. Schimme1, Calligraphy and lslamic Culture, New-York 1984, s.
48; Muhittin Serin, Hattat Aziz Efendi, İstanbul 1988; "İnâyetü celâleti'l-me1ik
bi'l-hatti'lcemîl", en-Nîlü'l-musavver, sy. 227, Kahire 1342/1923, s.
16; Muhammed Bey Kemal, "Me'âsirü'l-mülûk mülûkü'l-me'asir", a.e., sy.
228 (1342/1923), s. 10-11; Mecelletü Medreseri tahsîni'l-hutûti'l-melekiyye,
I, Kahire 1362/1943, s. 22; "Aziz Efendi", İst.A, c. III, s. 1707. |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|