|
Hat
Sanatının Tarihçesi |
|
 |
| |
| Sayfa 1/23
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
İslâm
Hat San'atının Doğuşu ve Gelişmesi |
|
| |
|
|
| |
Hat san'atı, İslâm medeniyeti çerçevesinde
Arap yazısına bağlı olarak doğmuş ve gelişmiş güzel san'atlardan biridir.
Arap yazısı, İslâm'ın zuhuru ile sür'atli bir inkişaf devresine girmiş
ve hicreti tâkip eden iki asır içerisinde bir taraftan bağlı bulunduğu
Arap dilini ifâde edebilen bir yazı sistemi, diğer taraftan hâlâ canlılığını
muhâfaza eden bir san'at şûbesinin ana unsuru olmuştur. |
|
|
|
|
| |
|
|
| |
Arap
Yazısının Kaynağı ve Câhiliye devrinde yazı |
|
| |
|
|
|
|
|
|
Arap yazısının kaynağı
hakkında farklı görüşler vardır. Bunları başlıca şu üç grupta
toplamak mümkündür: Birinci görüş "tevkîfî"
'dir. Bâzı nasların yardımı ile yazıyı ilâhî
bir kaynağa bağlamaya çalışan bu görüşe nazaran bütün yazıların (kitâbe)
vâzıı Hz. Âdem'dir. O, her yazıyı balçık üzerine yazıp pişirmiş, Tûfân'dan
sonra bunlar bulunup her kavim kendi yazısını öğrenmiş, Arap yazısını
ilk öğrenen de Hz. İsmâil olmuştur. Bu hususa dâir rivâyetlerde, daha
sonra yazıyı Araplar arasında kimlerin yaydığı da zikredilir ki, bunlar
bâzan Arap yazısını îcâd edenler diye de gösterilmişlerdir.
İkinci görüşe nazaran
Arap yazısı, "cenûbî Arap yazısı" ve
"himyerî"
diye de anılan "müsned"den
iştikak etmiştir. Çok eski tarihlerden beri Yemenlilere Arap
Yarımadası'nın şimâlinde Sûriye'de ve Irak'ta yaşayan Araplar
arasında, başta ticârî alâkalar vâsıtasıyle "müsned", önce
Alü'l-Munzir'in muhîtine ve Şam bölgesine, daha sonra bunlar
vâsıtasıyla, yahut da doğrudan doğruya Hicâz'a intikal etmiştir.
Tarihî alâkalar bakımından mantıkî bir görüşe dayanan ve bugün de
tarafdarları bulunan bu faraziyeyi, Şimâlî Arap yazısının muhtelif
gelişme merhalelerini müşâhedeye imkân veren hâlen mevcut kitâbeler
teyid etmemektedir. Üçüncü görüş, Arap yazısının Nabat yazısından
gelişmiş olduğunu kabûl eder. Nitekim XVIII. asrın ilk yarısında G.
J. Klehr, Arap yazısı ile Nabat yazısı arasında alâka bulunduğunu
ileri sürdü (1724). Daha sonra Th. Nöldeke, Arap yazısının Nabat
yazısından gelmiş olduğunu söyledi (1865). Bugün islâmiyetten önceki
ve İslâm'ın ilk asrına yakın kitâbelerin incelenmesi Arap
yazısının bitişik Nabat yazısından türediğini, hattâ, onun gelişmiş
bir devâmı olduğunu ortaya koymuştur. Böylece Arap yazısı Nabatî ve
Arâmî halklarıyla Fenike yazısına bağlanır. III. Asrın sonları ile
IV. asrın sonları arasında cereyan eden bitişik Nabatî yazısından
Arap yazısına geçişin muhtelif safhalarını müşâhedeye imkân veren
kitâbelerin en eskisi, Araplara âit olduğu halde Nabat kültürünün
hâkim bulunduğu bir devrenin hâtırasını taşımakla dili de, yazısı da
Nabatî olan Ümmü'l-Cimâl (250 m.) ve en-Nemâre
kitâbeleridir.
Üç dilde (Yunanca, Süryanice ve Arapça)
yazılmış bulunan Zebed kitâbesi (512 m.), bu yazının Araplarca
benimsendiğini, bununla berâber artık el-'Arabîye'nin yazı dili
olarak kendini kabûl ettirdiğini gösterir.VI. asra âit olduğu tahmin
edilen ikinci Ümmü'l-Cimâl kitâbesi bir yana bırakılırsa, İslâm'ın
zuhuru sırasında Arap yazısı, Useys (528 m) ve Harrân (568 m)
kitâbelerinin yazısından her hâlde pek farklı değildi. el-Belâzurî
(279/892), el-Cehşiyârî (331/942), eş-Şûlî (335 veya 336/947) ve
İbnü'n-Nedîm (385/995) gibi şahsiyetlerden başlayarak İslâm
müellifleri, Arap yazısının Enbâr'den Hîre'ye ve oradan da Hicâz'a
geçtiğine dâir rivâyetler naklederler. Bu rivâyetlerde adı geçen
şahsiyetler ve anılan yerlerle Hicâz ahâlisinin buralarla olan
muhtelif alâka ve münâsebetlerinin tedkîkı bizi, yazının Diyâr
Nabat'ın bir bölgesi olan Havrân'dan Enbâr ve Hîre'ye ve buralardan
Devemetü'l-Cendel üzerinden Hicâz'a geçtiği neticesine
götürmektedir.
Bununla berâber Hicâzlıların
Diyâr Nabat üzerinden Suriye ile olan devamlı ticârî alâkaları gözönüne
alınırsa, Şimâlî Arap yazısının yukarda zikredilenden ayrı ve daha
kısa bir yolla, hattâ daha önce, Havrân-Petra-el-Ulâ üzerinden Hicâz'a
geçmiş olması gerekir. Eski rivâyetlerin Enbâr ve Hîre üzerinde ısrarla
durmaları, yazının buralarda, yani Lahmîlerin muhîtinde VI. Asrın
ortalarında bir tekâmül safhası geçirmiş olduğuna delâlet eder. Mezkûr
rivâyetlerde bu yazıyı ilk öğrenenler ve sonra başkalarına öğretenler
olarak adları geçen Bişr b. Abdülmelik el-Kelbî, Ebû Kays b. Abdümenâf
b. Zühre, Süfyan b. Ümeyye ile onun kardeşi ve Ebu Süfyân'ın babası
Harb b. Ümeyye gibi şahsiyetler VI. Asırda yaşamışlardır. Bu rivâyetler,
Şimâlî Arap yazısının Hîre'de kazanmış olduğu şeklin yayılmasıyla
ilgili bir hareketin hâtırası olmalıdır. |
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|