Kaleme Hürmet

Kur’ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerif’lerin ve daha pek çok ilimlerin tesbîtine nice san’at eserlerinin de ibdâına vesîle olan kaleme müslümanlar saygı ve hürmet göstermişlerdir. İlim ve san’at yolunda ömür tüketmiş âlim ve san’atkârlar, açtıkları kalem yongalarını hiç zâyî etmeden biriktirmişler, âhir ömürlerinde yakınlarına, “Cenâze suyumu bu kalem yongaları ile ısıtın” diye vasiyet etmişlerdir. Cemiyetleri aşk ve îmanla mayalayıp kurtaracak, kalemleri ile ölmez fetihler yapacak olan işte bu idrâke ulaşmış kimselerdir. Bu inanışın en güzel misâlini Hz. Ali’nin şu sözlerinde buluruz. Halîfeliği esnâsında kıtâle varan ihtilâfların içinde muztarip iken, Allâh’a şöyle şekvâ eder: “Yâ Rab, koyun sürüsü arasından geçmedim (yâni müslümanlar arasında fitneye sebep olmadım, birliği dağıtmadım), kalem yongası üzerine oturmadım (yâni ilim ve hikmet ehline saygısızlık etmedim), iç donumu ayakta giymedim (yâni sâdece insanlar arasında değil, tenhâda dahî hayâ elbisemi çıkarmadım), bu kaygı cana nereden geldi?” (1) Bu ne ince muhâsebe, bu ne ince hikmettir!... Bu sözüyle Hz. Ali fitneyi, ilme saygısızlık ve ahlâksızlığı bir milletin ölümünü hazırlayan sebepler olarak zikretmiştir.

1- Nefeszâde, Gülzâr-ı Savâb, s. 103