Kalemtıraş

Kalemtıraş kıymetli ustaların elinde her biri bir san’at eseri olarak yapılmış, uzunca saplı, nisbeten küçük ve kısa ağızlı, kamış kalem açmaya mahsus bıçaktır. Kalemtıraşların kesici kısmına tığ, fildişi, kemik, abanoz, yeşim, sedef, mercan, akik, ödağacı, ünnab, pelesenk gibi maddelerden yapılan kısmına sap denir. Altından yapılanlar veyâ altın kakmalı olanlar da vardır. Sapla tığı birbirine bağlayan çelik, gümüş, altında yapılan kısma da paravzâne denilir. Her san’atkâr kendi eseri olan kalemtıraşa, tığın parazvâneye yakın kısmına pirinç, altın veyâ gümüşten kendi adı bulunan damga koyardı. Bâzı meşhur kalemtıraşçılar bu kısmı altından yapardı. Üstad Galatalı Recâî, parazvâne ile saparasına altın varak yapıştırılmış bağa ilâve ederdi. Osmanlılar’da kalemtıraşçılık güzel san’atlardan sayılırdı. Kalemtıraşçıların en meşhûru XII/XVIII. Yüzyılda yaşamış Baba, Galata’lı Recâî ile Eyüblü Recâî idi. Fennî ve Tümnî, Recâiler’den sonra adları hürmetle yâdedilen üstatlardır. Sıdkî, Rûhî, Zekî, Eşref ve Muhyî, m.s. XIX. Asrın başlarına Sâfî, Kemâlî, Sıdkî ve Bursalı Hüsnî gibi üstadlar bu san’atın son temsilcileridir. (1) Bunlardan başka, demir üzerine altın kakmalı, sapların içinde saklı “yavru” denilen kalemtıraş da vardır. “Güzâr-ı Savab”da kalemtıraşla alâkalı şu bilgiler verilmektedir: “Ve dahî mâlûm ola ki, kâtibin kalemtıraşı müteaddid olması lâzımdır. Bârî hiç olmazsa iki gerektir. Birini tırâşe-i kalem (kalem açmak) için istîmâl ederler. Birini dahî ancak katt-ı kalem için hıfzederler. Zîra kalemtıraş ki gâyet tiz(keskin) olmaya, katı dahî tiz ve saf olmaz.” Kalemtıraş Nevîler: “Kalemtıraşların birçok nevîleri vardır. Bunlardan ucu dönük olarak yapılanlara kâtîbî kalemtıraş, söğüt yaprağı biçiminde olanlara katı’, tashih için, ufak boyda ve yine küçük söğüt yaprağı biçiminde olanlara tashih kalemtraşı derler. Bundan başka, burunları mukavves olmayıp müselles şekilde büyük yazıları düzeltmek için yapılmış tashih kalemtıraşları da vardır.” (2)

1- M. Zeki Pakalın, Târih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, c. I, s. 147; Nûreddin Rüştü Büngül, Eski Eserler Ansiklopedisi, s. 117-118; Necib Asım, Kitâb, s. 90-94.
2- Nefeszâde, Gülzâr-ı Savâb, s. 102-103 (Kilisli Rifat Bey'in dip notu).