Makta'

Kataadan ism-i âlet mikta’, kesecek alet, üzerinde kamış kalemin ucu kesilen kemikten yassıca alet. Türkçe de bu ikinci mana ile kullanılması galattır. Doğrusu kattadan mikattadır. Dilimize galat ayrıca yanlış olarak yerleşmiş de olsa burada meşhur olduğu için makta’ kelimesini kullandık. Makta’ fildişi, bağa, kemik, sedef ve abanozdan yapılmış; üzerinde kalem kat’edilen yazı âletidir, kalemin yastığıdır. “Gümüş ve altından yapılan makta’lar da vardır. Yalnız ucuna doğru küçük bir kemik parçası konulur. Makta’, ekseriyâ 10 cm.Uzunluğunda, 2-3 cm. kadar enindedir. Sırrî, Fahrî, Cevrî, Resmî, Rıza, Reşid ve Fikrî adlı san’atkârların yaptıkları makta’lar meşhurdu.” (1) Baş tarafına bir mevlevî sikkesi işlenmiş olan Mevlevî dedelerinin eseri oymalı, murassa maktalar Topkapı sarayı ve diğer müzelerde teşhir edilmektedir.
1- M. Zeki Palın, Târih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, s. 534; Nûreddin Rüştü Büngül, Eski Eserler Ansiklopedisi, si 162.