|
|
|
 |
|
|
|
Bulgaristan'ın Rusçuk
şehrinde doğdu.
Küçük yaşlarda iken babası Mustafa Efendi'yle berâber İstanbul'a
göçtü. Enderûn-ı Hümâyun'a kabul olundu. İlim tahsîli
ile berâber ilk yazı meşkini Abdülahad Vahdetî'den aldı. Ahmed Süreyyâ
Bey: "Hırka-i Seâdet dâiresi dehlizinde hocasının rahlesi önünde bizzat
ders aldığı yeri bana göstermişti" diyor. (Sebilürreşad, s. 159)
Genç yaşında Erkân-ı Harbiyye dâiresi hattatlığına tâyin edildi.
Litografya (taşbasması) da çok başarılı idi. Takrîben 1282'de
Şefik Bey'den sülüs ve nesih yazarak me'zun oldu. Hattat Rızâ Efendi
vâsıtasıyla orta yaşlarında Sâmî Efendi ile tanıştı. Bundan sonra,
san'at hayâtında önemli bir devre başlar. Celî yazının inceliklerini
bu sâyede öğrendi. Hayret edilecek derecede yazı çizerdi. Celî müzâkereleri
dışında, Sâmî Efendi'den nesta'lîk, dîvânî ve celîlerini meşketti.
Tuğra çekmeyi öğrendi. Sâmi Efendi'den sonra zamânının en büyük üstâdı
kabûl edilmiştir. Yıldız Orhâniye Kışlası kapısında celî sülüs ve
nesta'lik kitâbe, Yıldızda saat kulesi kâidesinde celî nesta'lik
kitâbe, Selimiye Istabl-ı Âmire'si üstünde celî nesta'lîk kitâbe
yazıları Nazif Bey'in celî yazıdaki kudretini gösteren eserleri
arasında zikredilir.
1331
(1913)'de vefat eden Nazîf Bey, Yahyâ Efendi Dergâhı hazîresine defnedildi.
(1)
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
| |
1-Ahmed Süreyyâ, "Nazif Bey", Sebilürreşad, s. 244, İstanbul 1331, s. 159-160; İbnülemin, Son Hattatlar, s. 236-239.
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|