Menü
Bu yazının tamamını bilgisayarınıza kaydetmek için tıklayınız
Bu yazıyı
arkadaşınızın e-mail adresine gönderin!
Ölçülü Olma
Her güzel yazıda bir asâlet sezilir. Bunun nereden geldiği dikkati çeker. Bu, yazı nev’i için tespit edilmiş olan belirli ölçülere riâyetten doğmaktadır. Hattat, elini ve kalemini bunlara göre ayarlayarak yürütmek sâyesindedir ki, yazısında o asâleti ve ölçülerin gerektirdiği husûsiyeti sağlar. Yazı, bu ölçülerle san’atkâr elinden kendine has fıtrat elbîsesini giyerken veya giydirilmeye çalışılırken, bu elbisenin gerektirdiği biçimi ve nizâmı da almış bulunur veya almaya ihtiyaç gösterir. San’atkârın, böyle ihtiyaçları dâimâ gözönünde tutması icâp eder. Dolayısıyla, bu ölçüleri, âhenk kanunun her yazı nev’ine göre formülleşmiş tâl’i derecedeki kalıpları gibi düşünülebiliriz.

Bu ölçülere riâyetledir ki, yazıyı gözün bünyevî teşekkülüne uygun ve severek kavramasına elverişli sûretlere sokmak mümkün olduğu gibi, güzellik bakımından rûhî hendesenin gerektirdiği fıtrî karakterleri şu veya bu nev’e göre bünyeye vermek, her birinin güzelliğindeki hâl ve tavır inceliklerini göstermek, bünyedeki maddî ve hissedilen hendeseyi rûha akabilecek bir hâle getirmek kaabil olur.

Yalnız, burada dikkati çeken bi cihet vardır. Hattat, selâhiyetlerini bağlayan irâdesini dizginleyen bu ölçülere riâyet ederek yazarken, san’at rûhundan kopup gelen rûhî hendesenin fitrî îcapları ile bağdaştırmak zorunda kalır. Fakat, dikkate şâyandır ki; san’atkârı, kayıt altına alıyor gibi görünen bu ölçüler, aynı zamanda, el ve kalemi daha geniş bir imkân ve elâstikî bir faâliyet içinde yürütmeye de yararlı olur. Çünkü, bu ölçülerin bilinmiş olması, gidilecek yolun ve hedefin nispeten bilinmiş olması demektir. Yol ve hedef bilinince de zorlukları hafifler, yavaş yavaş kolaylaşır. Yazan, o ölçüleri de ibdâ’ları lehinde kullanmaya imkân ve kudret bulur.

Meselâ, şu yazı nev’i hakkında tatbik olunagelen ölçüler, san’atkârı “dehâ ve ibdâ’ kudretine uyabilmek için- yeni yeni imkânlar araştırmaya sevkeder. Kaide üstü durumlara götürür. Bu arama, aynı zamanda eski ölçülere yeni ve bedî’ durumları bağdaştırmaya ve bunları yeni yeni metotlara bağlanmaya sevkeder. Bu sûretle hem eski ölçüleri daha mütekâmil seviyeye yükseltmeye, hem de yeni yeni ölçüler, mevzûn kalemler bulmaya fırsat ve imkân verir.

Nitekim, muayyen kalemlerin inceye doğru derece derece inmeleri, derece derece kalınlıklara çıkmaları sağlanırken, alışılan ölçülerin az-çok değiştirilmesine zarûret hâsıl olmuş ve esaslar kaybedilmediğinden, aradaki alâka ve münâsebetin gizli bir bağla muhâfazası mümkün olmuştur. Yazılarda görülen bu “yenilik içinde eskinin devamı” hâline soy gütme denir. Bu hal mevzûn yazılarda bir kanundur. Teceddüd ve bekaa, yâhut soy gütme kanunu denilen bu gizli bağ sâyesinde, milyonlarca yazı içinden nevi’leri ve nevi’lerin derecelerini bilip sınıflandırmağa imkân hâsıl olur.

Düşünelim; birçok çeşitli yazılar arasından Sülüs vav’larını bir tarafa, Muhakkak vav’larını birtarafa, Reyhânî vav’larını bir tarafa, Celî’leri bir tarafa.... seçip çıkarmak ne demektir? Hepsinin soyu, yâni ölçüsü, formülü belli olduğu içindir ki, bunlarla tarta tarta, birbirine benzemeyen karakterlere bürünmüş şekiller arasında saklı kalmış olan karaterlere göre ayırt etmek – bir soydan gelen erkek ve dişi büyük, küçük kardeşleri fizyonomilerinden veya kanlarından tanımak gibi- mümkün olmuştur.
Bir Önceki Konu: Tahrîk

Bir Sonraki Konu:
Güzellik

Makaleler Sayfasına Dönmek İçin Tıklayınız...