|
|
|
|
Bu yazının tamamını bilgisayarınıza
kaydetmek için tıklayınız
Bu yazıyı arkadaşınızın e-mail adresine gönderin!
|
|
|
|
|
|
Târif ve Îzah
|
|
|
|
|
|
“Güzel san’atlar; edebiyat, müzik, resim, heykel, mîmarlık ve tiyatro gibi insanda meftunluk uyandıran san’atlar ki gerçekleştirdikleri eserler ancak, hayat ve tabiatın ince bir duygu ve üstün bir sezgiye dayanan ayrı bir görüşle görülebilmesiyle meydana çıkarlar”.
Felsefe ve estetik târihinde çeşidli tertiblere uğramış olan güzel san’atlar, Hegel’e göre sırasıyla: “Mîmarlık, heykeltaşlık, resim, müzik ve şiir olmak üzere beştir. Bu tertibde, san’atın mîmarlıktan şiire doğru yükseldiği, maddenin hafiflediği, rûhun derinleştiği, maddenin rûha doğru bir yükselişi görülür”. Bu yükseliş, insan rûhundaki tekâmül seviyelerinin birer ifadesi bulunması îtibâriyle dikkati çeken bir mâhiyeti hâizdir. İrâdesiyle maddeden tecerrüd etmesini bilmeyen ve tecerrüd edemeyen bir ruh, maddenin emri altında kalacağından irâdî tekâmüle eremez. Bilgi ve duygusunu fîîlî ve amelî ve güzel bir sûrette tatbik etmek demek olan san’at lehinde, maddeyi emri altına alamayacağından güzel san’at seviyelerine de yükselemez. Halbuki güzel san’atların ve hattâ umûmî olarak san’atların asıl hedefleri, ruhlara maddeden irade ile sıyrılmayı ve ona dönüp daha ileri ibdâ’lar ve gayeler lehinde emri altına almayı öğrenerek irâdî tekâmül yollarını açmak olduğundan, beşer ruhu ideal güzelliklere ve metafizik estetiğe ne kadar vâkıf olursa, ibdâ, kudreti o kadar hareketli, velûd ve maddî eşyâyı emrinde kullanmak melekesi; daha ileri gayelere çevrilmek imkânını kazanacağından, gerçekleri yeni yeni ibdâ’larıyle değiştire değiştire, ferd ve cemiyet hayâtının yükselmesine ve olgunlaşmasına daha iyi hizmet etmiş olur.
Yukarıki tertîbe sonradan tiyatro, raks ve son zamanlarda fotoğraf alma ve renk verme gibi bâzı san’atlar da katılmış ve fakat hat san’atını bu tertîbin neresine koymak gerektiği hakkında ne Garb’da, ne de Şark’da esaslı bir fikir ileri sürülmüş değildir. İslâmiyet’in zuhûruna kadar geçen medeniyetlerde, bugünkü anladığımız mânâda yazı güzelliği diye bir şey bilinmediğinden, ona san’atda bir yer aramak da düşünülmemiştir. İslâmiyet’in zuhûrundan sonra da Garb’da, güzel yazı karşılığında kullanılan Calligraphie ve bunun bâzı yazılarda görülen tezyînî şekilleri, târih boyunca, mîmârî tezyînât arasında resmin bir şu’besi olarak mütâlea olunmuş ve yazma değil, resmetme bakımından değerlendirilmiştir. Gerçi gotik yazılarda, majüskül harflerde ve umûmiyetle yazı kullanan milletlerin el yazıları arasında, hafif kaliteli bir hoşa gitme, karakteri gösterenler vardır. Fakat, estetik bakımından bir fevkalâdelik arzetmediklerinden, zihinleri meşgul etmemiş ve güzel san’atlar arasında bir yer ayırmak; dün de, bugün de bir bahis mevzûu olmamış ve olmamaktadır.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir Önceki Konu: Bu Görüşlerin Özet ve Eleştirisi
|
|
|
|
Bir Sonraki Konu: Hat Sanatı da Güzel Sanatlardandır
|
|
|
|
Makaleler Sayfasına Dönmek İçin Tıklayınız...
|
|
|
|
|
|
|
|
|