|
|
|
 |
|
|
|
İstanbul'un Beşiktaş semtinde doğdu. Babası Süleyman Mâhir Bey'dir.
İlk tahsîlini tamamladıktan sonra on yedi yaşında babasının çalıştığı
tahvil kaleminde vazîfeye başladı. Bir müddet sonra me'mûriyetten
ayrılarak Laz Ömer Efendi'nin talebelerinden Ali Vasfî Efendi (ö.
1253/1837)'den güzel yazı öğrenmeye başladı. Onun vefâtı üzerine
teyzesinin kocası Kazasker Mustafa İzzet Efendi'den yazı meşkine
devam ederek me'zûn oldu. Ölümüne kadar da hocasını bırakmamış,
onun gözde talebesi olmuştur. Nesta'lîk yazıyı da Ali Haydar Bey'den
öğrenmiştir. Hocasının sağlığında, kendi arzusu üzerine, 1261/1845'de
Muzıka-i Hümâyûn ve saray yazı hocalığına tâyin edildi. Bu görevinde
otuz dört yıl hizmetten sonra emekliye ayrıldı.
1271/1855'de Bursa'da meydâna gelen büyük zelzelede harap olan Ulu
Câmi'in duvarındaki yazıları Abdülfettah Efendi ile berâber tâmir
ederek, yeni bâzı levhalar yazmıştır. İstanbul Üniversitesi merkez
binâsı dış kapısı üzerindeki "Dâire-i Umûr-ı Askeriyye" ve Sûre-i
Fetih âyetleri, Ayasofya mihrap içine hakkedilmiş âyet-i celîle,
Kudüs Kubbetü's-Sahra'nın çini üzerine nakşolunmuş Yâsîn-i Şerif,
Sultan Abdülmecid Türbesi kuşak yazıları onun güzel eserlerindendir.
San'at dünyâmıza iki Kur'ân-ı Kerîm, sekiz Delâilü'l-hayrât, murakkaât
ve levhalar bırakmıştır.
Yetiştirdiği talebeleri arasında Hasan Rızâ ve Çırçırlı Ali Efendi
(ö. 1324/1903), Beşiktaş Sinan Paşa Câmii pencere alınlıklarında
celî sülüs esmâ-i hüsna yazılarının hattatı Alâüddîn Bey (ö. 1305/1887).
Bâlâ Türbesi saçağı altında celî sülüs mermere hakkedilmiş yazıların
hattatı Fâik Efendi (ö. 1337/1910), Hafız Hasan Tahsin Hilmi Efendi
(ö. 1230/1912) en güzîde öğrencilerindendir.
1297/1880'de
vefat eden Şefik Bey, Yahyâ Efendi türbesi hazîresine defnedilmiştir.
(1)
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
| |
1-İbnülemin, Son Hattâtlar, s. 388; A. Süheyl Ünver, Hattat Şefik Bey, İstanbul 1956; Habib, Hat ve Hattâtan, s. 177; Mehmed Süreyyâ, Sicil, c. III, s. 153
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|