|
|
|
|
Bu yazının tamamını bilgisayarınıza
kaydetmek için tıklayınız
Bu yazıyı arkadaşınızın e-mail adresine gönderin!
|
|
|
|
|
|
Seyyâliye Husûsiyeti
|
|
|
|
|
|
Bir yazı bünyesini terkîb ederken, ilk unsur olarak yer alan harfler, birbirine ilişmeye, takılmaya, sağ ve soldan bitişip kaynaşmaya ve böylelikle içtimâî bir birlik ifâde etmeye son derecede kabiliyetli olduklarından, bunun îcâbı olarak her harfin yerine göre çeşitli bünye değişmelerine uğraması, terkîp işini alabildiğince genişletmiş, zenginleştirmiş, hal ve makama uygun ince vaziyetler almağa imkân vermiştir. Bu değişmelerde ve birlik nizâmına girmede harfler, cevher denilen en esaslı kısımlarını her yerde ufak farklarla muhâfaza edebilmeleri sayesinde yalnız ve bir arada durumlarının gerektirdiği hallere intibak edebilecek elâstikî bir kabiliyet almış ve bu sâyede maddî hendese, istidad ve kabiliyetlerin, bilgi ve tecrübenin kuvvetiyle mütenâsip olarak rûhî hendese içinde yoğurula yoğurula erimiş ve yazılar bir seyyâliyet husûsiyeti kazanabilmiştir.
Bu karakteri, bir menba’dan kaynayan suyun, arazinin tabiî meyline göre kendi hızıyla yollar bularak hiç bir sun’î müdâheleye uğramaksızın akıp gitmesi hâline benzetebiliriz. Bu sâyededir ki, yazının bedâati; tabîatın yanında değil, içinde yaşanabilen bir fıtrat karakteri ifâde edebilir hâle gelmiştir. Diğer bir ifâde ile; her san’at eserinde aradığımız ifâde canlılığı, sûret parlaklığı yazıda kendine hâs bir çehre ile tecellî eder. Celî yazılarda bunun daha muhteşem örneklerini görürüz.
Fakat îtiraf edelim ki, böyle bir yazı, hakîkî mânâda canlı bir mahlûk da değildir. Belki, san’at rûhunun bünyede kalemle resim ve nakşolunmasından doğan rûhî hendesenenin bedî’ karakterlerini taşıyan maddî bir sûretten ibârettir. Lâkin bu sûret hâliyle öyle bir ifâdeyi hâmildir ki seyyâl olan bu hâl, başka hiçbir san’at eserinde görülmez. Biz bu seyyâliyet h^lini “Ne canlı, ne cana yakın, içe akan bir hâli var” gibi kelimelerle anlatmaya çalışırız ve bu kelimeleri, diğer san’at eserlerinde kullandığımızdan farklı bir mânâda söylediğimiz de biliriz. Zîrâ bu husûsiyeti başka san’at eserlerinde görmeyiz. Fakat, yazının bu seyyâliyeti yanında daha doğrusu içinde bir de metin olma vasfının bulunması lüzûmu düşünülürse, bu iki karakteri bir yazı bünyesinde âhenkleştirebilmenin ne zorluklu bir iş olduğunu anlamak müşkül olmaz.
|
|
|
|
|
|
|
Bir Önceki Konu: Hat Sanatının Ayırıcı Vasıfları (Terkîb)
|
|
|
|
Bir Sonraki Konu: Metânet
|
|
|
|
Makaleler Sayfasına Dönmek İçin Tıklayınız...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|