Saksı bahsinde (İkinci makale, birinci lâzime) Büyükdere, Eyüb, Göksu, Üsküdar Kavağı ve Levent çiftliğinde yapılanlardan bahis açıyor. Sarı, kırmızı ve zeytunî toprak, taşı az toprak tavsiye olunur. Cibre-gübre makamında- Bellut'u üzüm cibresinden iyi buluyor. Bu da debbağhaneden tedarik olunuyor. Şerbetçi veya helvacılardan tedarik olunan cibreyi beğenmiyor.

Tasvifini ve renklerini bildirdiği karanfil isimleri.

Afitabı Gülşen, İşte Meydan, İzhar-ı Kudret, Pertev-i Hurşid, Perçem-i Hûr Tozkoparan, Tuhef-i Naz, Cihan Pesend, Hubi cemal, Dil-pesend, Dil-nişin, Reşk-i Süheyl, Ser-levhai Cedid, şihidi kudret, şâduman, Turra-i Mahbub, Tabur Bozan. Âlemtab, Unvan-i Şeref. Feyz-i Kudret. Kâfur-u Behişt. Mirât-ı Cihan.

Karanfile ikinci meraklı hekimimiz Mektebi Tıbbiyei Adliyei Şahanenin daha son sınıfında öğrenci iken Muallimi Evvel C. A. Bernard'ın tensibiyle nebatat dersleri veren ve bilahere mezun olduktan kısa zaman sonra Sultan Mecid'e Hekimbaşı olan Dr. Salih'in karanfil cinslerini yetiştirmekle meşhurdur. Anadolu Hisarı ile Kanlıca Bahaî körfezi arasında halâ bir kısmı tamirle duran yalısında oturur ve bahçesinde bizzat yetiştirdiği nebatlar ve çiçeklerle de meşgul olurdu. Merhum yandan çarhlı vapurla gidip gelirken tanıdıkları yanına varır, etrafını alırlar. Çiçeklere aid sohbetlerini lezzetle dinlerler. (1) Karanfil hakkında karanfil alıp hemen burnuna götürenler karanfilin ne olduğunu bilmeyenlerdir. Karanfili şöyle alıp bakmalıdır, diyerek şehadet ve orta parmaklarının arasiyle karanfilin ke'sini ölçmesini söylerdi.

Bazı makbul olmayan biraz büyücek karanfilleri kendilerine gösteren gençlere:

-Oğlum biz bunlara Pazar pehlivanı tabir ederiz, der beğenmezdi. Hele ke'inde patlamış olan karanfillere Avrupa meraklıları gibi velev büyük olsa hiç itibar etmez.

Her Çarşamba kendi istirahat odasının bir köşesini nadide karanfillerle adeta bir gelin odası askısı suretinde süsler ve bu rengarenk, kokulu karanfil müzeyyinatı altında oturarak sırf bize mahsus millî bir çiçek zevkiyle şevklenirdi.

Bahçesindeki çiçek camekânlarına limonluk tabir etmez. Çiçeklerin orada kışın kışlamasından dolayı ser mukabili olarak "kışla" tabir ederdi.

Tetkik ettiğimiz Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi el mecmuasında da karanfilin büyük yetiştirilmesi usülünden bahsedildiğini öğrendik.

Karanfil bütün tezyinî mevzuatımıza girmiştir. Kumaşlar ve çinilerimizde cazip örneklerini görüyoruz. Bütün bunlarda çiçek demetleri ve vazolu buketlerde pek değişiklerine rastlarız. Tahta üzeri işlere de karanfilin istilize çeşitleri yer almıştır. Kâğıt üzerinde süslemelerde keza pek güzelleri vardır. XVIII. asırda rökoko tezyinatımızda karanfil de mühim alıyor.

Edirne ve İstanbul mezar taşlarında süsler içinde çiçekler arasında karanfilin envâi vardır. İşlemelerimizde de ve oyalarda da katmer karanfil, kavuniçi karanfil, çaylak, penbe, yediveren, dağ, boz, Zehli dağıl ebru, sarı isimlerini alanları sayarlar.

Kaplarda, el işlerinde, üstad Necmettin Okyay ve Mustafa ebrularında, Meşhur nakkaş ve ressam Ali Üsküdarî lâke kap, kutu ve altlıklarında ve İstanbul Üniversitesi Müzesinde saklı, pek çok karanfillerle süslü lâke kaplı şiir cönkünde, I. Sultan Abdülhamid Kütüphanesi'nde 152 No.da başlığında sağ ve solda iki karanfil gördük. Halkarî işlerde keza karanfilin yani tezhib süslerimizde dahi karanfilin pek çok kullanıldığı meydanda.

Karanfil şairlerimize lâle gibi ilham vermiştir. Bir takım medlullerden Ahmed Haşim Merhumun karanfil şi'ri:

KARANFİL

Yârin dudağından getirilmiş
Bir katre alevdir bu karanfil
Ruhum acısından bunu bildi
Düşdükçe vurulmuş gibi bir yer
Kızgın kokusundan kelebekler
Gönlüm ona pervane kesildi.

Tarzı kadim divanlarda ve şarkı mecmualarında güftelerde de yer almıştır. Darb-ı mesellerimizde karanfil medlullü olanlara rastlayamadım. Yalnız bu söylenir:

Karanfilsin kararın yok.
Gonca gülsün timarın yok. Lisan-ı ezharda karanfil de mühim yer alır.

Karanfil (3 dane) : -Görüşmemiz oldu güç Kavuşmamız güç.
Karanfil (bir dane) : -Olalım bir.
Karanfil (5, dane) : -Olayım sana eş Karanfil:
-Kadrimi bil Karanfil tepesi:
-Yandı ciğerim köşesi
-Karanfil (7 dane): -Aşkın beni yedi

XIX. asır sonlarında kadın, erkek sevgililerin birbirlerine içten tahassüslerini ifade için karanfilin de delaletine baş vurmuşlardır. İşte bir aşık farzedin ki yanına aldığı karanfiller sayısının mânâsına göre hissiyatını bilvasıta ifadeye medar oluyor.

Karanfil hakkında Hekimbaşı Salih Efendi için şöyle bir fıkra nakledilir:

Kendisi zabtiye nazırı iken narhtan fazlaya karanfil satan bir karanfilciyi getirirler. Daha ucuza verilmesi lâzım bir karanfili bir mecidiyeye satar. Ona 4 mecidiye belediye cezası keser ve der ki:
-Ben sana bu cezayı şu sebebten verdim ki bunca emek vererek yetiştirilen bu karanfili insan bir mecidiyeye satar mı?

1, Cevat Rüştü: Milli çiçeklerimizden karanfil. Edebiyatı Umumiye Mec. No. 29 1917. bu izahatı merhume yetişmeyen Cevat Bey'e rahmetli Keçeci zâde Fuad Bey vermiştir.


- Önceki Sayfa -



Sayfa [ 1 - 2 ]



Sayfa 2 / 2


Motifler Ana Sayfasına Dönmek istiyorsanız tıklayınız...