Yıllardan beri süren araştırmalarımız esnasında kitaplarda
metin dışı yapılan eski süslerinde kenarlarında ve münasip
yerlerinde kenar ve iç suları başlıklar ve zahriyelerde,
bir takım geçmelere rastladık. Bunu Selçuk geçmeleri diye
adlandırarak bir dosya haline topladık. Aralarında bazı
farklar gösterenleri meselâ geçmeler arasında dört köşeli
boşluklar bulunanları ayırdık. Ayırmamızın sebebi sayıları
yüze varan ve yalnız yuvarlaklar ve etrafında kıvrım ve
düz hatlar farklariyle çeşitler gösteren en mükemmellerin
Anadolu'da Selçuklular tarafından yapılanlardan başka
bir karakterde olmalarında ileri gelmektedir. Bunları
da ayrı bir yazımızda ele alacağız ve Selçuklulara has
olan ince ve zevkli hususiyetlerinden ayrıca bahsedeceğiz.
Bu yazımızda ayırdıklarımız arasında her ne kadar Selçuklular'ın
yaptıklarından da varsa İslâm ülkelerinin her birince
dikkatli veya dikkatsiz bir işçilikle yapılmış olanları
ayırdık. Bu tarz nedense bizde az tutunmuştur. Fakat ona
rağmen yapılmıştır. Özelliklerini diğer yerlerde olduğu
gibi bozmamağa itina göstermişlerdir. Maamafih dikkatle
burada işaret edeceğimiz yapılış farklariyle bunların
en güzellerini vücude getirmek ve hattâ bunlardan örnek
alarak aynı esaslar dahilinde yenilerini yapmak imkânları
vardır. O mânâca bunlar taklit olunmakla kalınmaz, yeni
örnekler yapmağa vesile teşkil ederler.
Bu süslerin bir noktası ve okunma usulü, yani anlamak
yoliyle çizmek usulleri vardır. Çünkü bu bilinmezse fena
işçilik ile yapılanlar yanlış anlaşılabilir ve yanlış
kopya edilebilir. Böyle hatalara pek çok sanat kitaplarında
rastlanır ve bunlar insanı yanlış yola sevkederler ve
yapanlara da söz getirirler. Önce dikkatimizi şu ana yollar
üzerine çekmeliyiz:
Yapılan örneklerde görüleceği üzere bir sıra üzerine dizilmiş
yuvarlaklar vardır. Bu yuvarlakla bordürün ortasına sıralanır.
Muayyen yerlerde meselâ her 2-6 nokta arasında bordürün
iç genişliği yarısı kadar dört köşe yerler bırakılır.
Bu yuvarlakların yanlarına yani bordürün içi mahfuz olarak
üç hatla dörde bölünmüş ise ortadan yanlardaki hatlar
imtidadınca aralarına aynı büyüklükte birer yuvarlak daha
çizilir. Bunlar iki sıra üzerine olur. Lâkin bunlar ortada
bir ve yanlarda yarım sıralı olacakları gibi 3 sıra ve
yanlarında yarımşar sıra da bulunabilir. Bu suretle daha
kalınca zincirli olanlarla çok çeşitler yapmak kabildir.
Bu kalın geçmeye, 6 ıncı geçmeyi misal verebiliriz. Geçmeler
arasındaki mesafelere dikkat etmelidir. Bir çok eski sanatkârlar
yapılan bu nispetlere dikkat etmediklerinden hatalar yapmışlardır.
Yuvarlaklar örneklerimizde de işaret ettiğimiz gibi yerli
yerine konduktan sonra aralarını birleştirmeğe sıra gelir.
Bütün bu dediklerimizi milimetrik taksimatlı kâğıtlara
yapılmalıdır ki aralardaki nispetler doğru olsun. Önce
bu taksimatlı kâğıtlara noktalarını yerli yerine çizmeğe
dikkat ederse bilhassa tezhipli eserleri dört köşeli kâğıtlara
yapmayacağından eli o taksimatsız kâğıtlarda bunları muayyen
yerlere koymağa mümarese kazanmış olur.
Yuvarlaklar konduktan sonra bunların aralarını birleştirmekte
iki esas vardır. Ya merkezleri hizasından bir hat uzatılır
veyahut yuvarlağa mümas çizilir. Merkez hizasından bir
hat uzatılınca ve bunların istikametleri her vakit değiştirilince
şekillerin içindeki geçmelerin yolları da değişir ki örneklerimizin
işlemiyerek bıraktığımız yerlerinde bilhassa bu istikametler
ayrıca gösterilmiştir.
Mümas olan çizgiler yuvarlakların yanlarında diğerlerine
uzatılır ve karşısındakiler de buna müvazi olarak çizilir
ve uçlarından yine mümas olarak kapatılır. Bu suretle
dört yuvarlak arasında uzunca bir mustatil lapanmış olur.
Yani mümaslar çizmeğe devam edilir. Alttan ve üstten geçmelerle
örnek meydana gelir. Bu geçmeler bir yuvarlağın etrafında
4 mümas yapar. Yani 4 yerinden dairenin kenarlarına birbirlerine
dik olarak temas eder. Yuvarlanır ve geçer. Bazen yalnız
2, bazen yalnız 3 yerden geçer. Bunların münasip yerlerinde
merkezinden geçer düz hatlar da bulunabilir ki o zaman
daireye mümas veya onu kateden hatlar üçü geçemez.
Bu esas dahilinde tarifimizi buraya konan şekillere bıraktıktan
ve daha büyük kıt'ada el alışıklığı için kopyalarının
yapılmasını dileyerek tezhipli sahifelerindeki altın ve
renk verme tekniğine gelelim:
İslâm ve Türk memleketlerinde tezhipte altın pek ince
safiha halinde de yapıştırarak veyahut bu ince safihalar
ezilerek toz haline getirildikten sonra jelâtinli su ile
sürülerek kullanılmıştır. Lâkin biz bunların daha ziyâde
ince altın varakların yapıştırılarak üzerlerine bu geçmelerin
yapıldıklarını çok gördük. Bunu belki altın daha az sarfolunmasından
tercih ettiklerini görüyorsak da daha incelerinde altının
süzülerek kullanıldığı da görülmektedir.
Kenarlarında çift çizgi vardır ve aralarında burada verdiğimiz
örnekler çizilidir. Bazen altınsız olmayıp beyaz ve boyalı
zeminler de yapıldığı da görülmüştür. Bunların hangilerinde
olduğu işaret edilmiştir. Lâkin çoğu altın üzerinedir.
Kısmen aralarından beyaz hat geçirildiği görülmüştür ve
bunlar dizilere ayrı bir güzellik vermiştir.
Geçmeler arasındaki dört köşelerin içleri çok defa boyalıdır.
Mavi ve kırmızıyı münavebe ile sürerler. Ortalarına birer
beyaz veya başka renkte nokta koyarlar.
Kıvrımların arasında gölge görmedik. Fakat bu ufak yuvarlakların
içlerine münavebe ile bir sıra mavi bir sıra kırmızı boyandığı
çok vakidir. Anadolu'da bunun işçiliği çok daha ince ve
itinalıdır. Lâkin bunun diğer yerlerde itinalı olduğu
kadar itinasızları da görülmüştür. Verdiğimiz numaralarda
asılları görülecek olursa işçilikleri karşılaştırılmış
olur.
Şarkta süsleme sanatimizde hakikaten tenevvü olduğu meydandadır.
Hele Anadolu sanatkârların aslâ bir yaptıklarını bir daha
tekrar etmemişlerdir. Onlar da basma kalıp iş enderdir.
Maalesef bunların kısmen Anadolu haricindeki yerlerde
yapıldığı görülmektedir. Elimize şimdiye kadar geçen eserler
bize bu ilhamı vermiştir. Bu defa eserlerin tetkikinde
bu noktaların göz önünde tutulmasiyle bazı eserlerin yapıldığı
memleket sınırları hakkında da bir fikir edinilmiş olabilir.
Karakterleri hakkında da bir misal teşkil edebilir. Üslûbun,
inceliği tenevvüün muayyen coğrafî mevkilerle ve o gibi
iklimlerde yaşayan insanların Bu söylediğimiz noktalar,
nerelerde yapıldığı bilinmeyen bir çok memleketler hakkında
önce yerleri ve tarihleri mâlum olanlar iyice incelendikten
sonra bizi muhakkak aydınlatacaktır. Yani eserler bu yazdıklarımıza
dikkat olunmak şartiyle hal' dilleriyle farkında olabileceklere
dikkat ediniz, bizim buralarda yapılmak ihtimalimiz kuvvetlidir,
diyeceklerdir. Bu cihetle verdiğimiz örnekler numaraları
tahtında yerlerinde görerek bu kanaatin ne kadar yerinde
olduğunu görecekler az olmalıdır. Buraya asîl örneklerini
misal verdiklerimiz arasında XVI ıncı asırdan sonra tezhiplerimize
girenler de vardır. Fakat bunların mahiyetleri anlaşılmıyor.
Zira anlamıyarak daha doğrusu uydurularak çizilmiştir.
Yuvarlak ve kıvrımlara asla dikkat edilmemiştir. Bunlar
sümmettedarik çizgilerden ibaret kalmıştır. Bir millet
tereddisinin yalnız bir sahada değil her sahada olduğunun
bundan daha iyi misali olmazsa bu dikkatsizliği revca
görmeyeceklerdir. Biz maalesef yenilerinden bu örnekleri
bu aslı kaybolmuş bordürleri alamamak ve yazımıza koyamamak
zorunda kaldık. Velhasıl sanat asaletinin başka olduğunu
şu kısa mütalâamızla bildirmek istedik.
Aralarında dört köşe boşluklar bırakılan geçmeleri tiplere
ayırmak imkânını henüz toplayabildiğimiz malzeme ile bulamıyoruz.
Yalnız dört, köşeler arasında yuvarlakların sayılması
ve örneklerin doğru alınabilmesinde esas olduğundan onların
sayileriyle anılması doğru olur. Meselâ öyleleri vardır
ki dört köşeler arasındaki orta hat üzerinde 2 noktalı
vardır. Biz bunlara adetlerine göre 2 li, 3 lü, 5 li,
6 lı diyoruz. Bunların aralarında ve yanlarında olan yuvarlaklar
bundan hariçtir. Eğer esas yuvarlaklar hizasında birer
sıra daha bulunursa o zaman biz bunlara çift iki... çift
dörtlü demekteyiz. Bunların birleşmiş oldukları hatları
sadece işaret etmek kâfi olduğundan bu noktadan ayrı bir
tasnife ihtiyaç yoktur.
Şekillerin altlarındaki izahlara göre bunların güzel bir
mahiyet alabileceklerini tarife göre yaparak görebilirsiniz.
Sonra bir kitabı ele alınca onda neler dikkat etmek icap
edeceğine de bir misal vermiş oluyoruz. Eğer bizler sanat
hazinelerini böyle incelemelere tâbi tutmazsak onun umumî
güzelliği içinde bu müstesna tavrı veren detay güzellikleri
görmeğe alışamayız. O noktadan da bu araştırmayı örnek
tutarak böyle ve muhtelif sahalarda kısa etüdlerin yapılması
çok lâzımdır. Bunlar bir gün toplanırsa sanat tarihimiz
yazılabilir ve onun hiçbir güzelliği ve inceliği kaçırılmamış
ve eski eserlerimizin ne suretle okunabileceği öğretilmiş
olur. |