Türk san'âtkarı kendisini birçok kayıtlardan âzâde sayarak
çalışmış. "Ben şöyle yapacağım" diyor, yapıyor. Kimse tenkid
edemiyor. Zira bir güzellik ortaya koyuyor. Buna en güzel
misâl, çini panolar üzerine yüzlerce çeşit stilize lâleleri
tercih ettiği renklerle çiziyor.
Velhasıl lâle, her asırda tezyinatımızda ve zevk an'ânelerimzde
bir sembolümüz olmuştur. Millî çiçeklerimizin başında gelir.
Tarihimizde lâlelerin muntazam biyografilerine ve yetiştirdikleri
nev'ilere âit yazılı listelerimiz vardır.
Lâle literatürümüz bunlarla zenginleşmiştir. Lâle meraklılarına,
bilhassa lâle devri dediğimiz III. Sultan Ahmed zamanında
fâhiş ihtikârlarını önlemek için narh "fiat listeleri defterleri
hazırlanmıştır.
Bir zamanlar bu lâle merakı ibtilâ halini almıştır. İfrata
bile kaçılmıştır. Çiçekçibaşılık ve eksperlerin vazifelerini
dikkat ve hassasiyet bilhassa tebarüz ettirilmeğe değer.
Tarihimizde Türk hekimleri de lâleye merak etmişlerdir. Bir
tıp tarihçisi olmak sebebiyle bu konuyu önemle ele almış bulunuyoruz.
Hekimbaşı ve tıbbî eserler yazan Emir Mehmed Çelebi, tabib
Mehmet Aşkî, Hekimbaşı Salih efendi, tabib Yahya ve emsali
bunların kataloglara geçmiş olanlarındandır.
Burada lâle yetiştiren ve onun tarihine kadar her hususuna
merak ederek yazan diğer kıymetli zevâtın isimlerini gösterdiğimiz
kitaplarda yazılı olduğu için vermiyorum.
Lâle tarihimizin belli başlı alınması ve garbın yeniliklerini
memleketimimize sokan Sadrıâzâm Damat İbrahim Paşa'yı bugün
tarihimiz yalnız lâle merakından değil, her hususta hürmetle
yâd etmektedir. Memleketimizde lâle merâkının kökleşmesine
himmet edenlerin başında gelir.
Resimli ve Resimsiz Lâle ve Çiçek kitapları
Sayıları bir düzineyi geçmezse de kütüphanelerimizde yazma
müteaddit nüshalar halinde otuza yakın çiçek mecmuası vardır.
Bunlar ihtiva ettikleri bilgiler ve resimler noktasından XVII-
XIX. asırlar arası çiçek tarihimizi aydınlatmaktadır.
Bilhassa lâlelerin vasıfları, kataloga girenler ve bunların
yetiştiricileri, nadir çiçeklerin isimleri ve kısmen de resimleri
noktasından XVII- XIX. Asırlar arası çiçek tarihimizi aydınlatmaktadır.
Şimdiye kadar gördüğümüz el yazısıyla olan nüshaların yazarlarının
isimleriyle tarihlerini şöylece sıralayabiliriz.
-Mehmed Ubeydî, Netayicü'l-ezhar veya Çiçekçiler Tezkiresi
1699.
-Ali Çelebi Şükûfenâme ve çiçek resimleri. 1667.
-Mehmed Remzi Gonce-i Lâlezârî Bağ-ı Kadîm. (İstanbul Lâlelikleri
defteri 1703).
-Şeyh Mehmed Lâlezârî Mizânü'l-ezhâr (Çiçekçilerin Terazisi)
1703-17300
-Resiü'l-küttab Üçanbarlı Mehmed Efendi Lâlezâr-ı İbrahim
1727
-Abdullah Mahmud: Şükûfenâme 1730-1754 Belgradlı Ahmed Kâmil:
Risâle-i Esâmi-i Lâle 1751.
-Tabib Mehmed Aşkî: Takvimü'l-Ezhar 1801.
-Urfalı Admî: Şükûfenâme 1875.
-Tabibi Aşkî : Mi'yârü'l-Ezhar
-Fennî Mehmed Çelebi: Tuhfetü-Elvan
Bunlardan mâada değişik isimlerde bu eserlerden vardır. Muharrirleri
ve kısmen tarihleri kayıtlı değil.
-Şükûfenâme. Musavver. Nuruosmaniye Kütüphanesinde 3. nüsha.
Lâle ve çiçek mecmûalarının en güzellerinden. Metin aynı.
Resimler kısmen farklı.
-Defter-i Esâmi-i Lâle
-Tezkirei- Şükûfeciyan
-Defter-i Lâlezâr-ı İstanbul. 1726.
-Ferahengiz. 1588. Lâle ismi var. 1571-1764 arası.
-Lâle risalesi
-Risâle-i Lâle ve zerrin.
Bizde muhtelif kütüphanelerde lâle ve çiçek mecmuaları muhtelif
nâmlar altında kataloga geçirilmiştir. Yukarıda tarihleri,
isimleri ve yazarlarıyla alâkalı eserlerden olduğu da görülmüştür.
Ayrıca hususî koleksiyon sahiplerinden iki zatta sırf lâle
ve sevdiği çiçek resimleriyle süslü iki albüm manzurumuz oldu.
Birisi Mevlevî Süleyman Efendi'ye, diğeri ressam Mehmed namında
bir çiçek ressamına aittir. Nuruosmaniye kütüphanesinde metinleri
birbirinin aynı üç Şükûfenâme'nin resimlerinin birer aynını
Süleyman Efendi imzalı albümünde görüyoruz. Sahipleri değiştiğinden
isimlerini veremiyoruz. Bir de Edirnekârî 61 çiçek ve buketlerle
süslü bir şiir mecmuası da Ali Emirî Efendi kütüphanesindedir.
İstanbul'da Üniversite Kütüphanesinde bir şiir defterinde
Üsküdarlı ressam ve hattat Alinin çok mükemmel lâle ve çiçek
resimlerine de rastladık.
Görülüyor ki, Türkiye lâle tarihimizin kaynakları çok zengindir.
Bu deryadan ancak bir bardak su kadar alarak bu konuyu doldurabildik.
|