|
Türk süsleme sanatlarında kullanılan çeşitli motif türlerinden
birisi olan rumiler, gerek kendi başlarına gerekse hatai
gibi diğer motif türleriyle kademeli olarak uygulanıp
sınırsız kompozisyon üretme olanağı sağladığından, özellikle
Selçuklularda ve daha sonraki dönemlerde süslemeciliğin
her dalında kullanılmışlardır. *
Rumilerin pek çok çeşitleri olmasına rağmen bunları
genel olarak: Yalın halde (basit rumiler); Dilimli rumiler;
Hurde (içiçe, rumi içinde rumi); Piçide sencide rumi
(sarılma rumi) olarak tanımlayabiliriz (Çizim 1). Bunu
çok genel bir sınıflama olarak kabul etmeliyiz. Çünkü
her birinin yine kendi içinde sayısız çeşitlemeleri
mevcuttur. Bu çeşitlilik rumilerin gerek dış bünyelerinde,
gerekse iç bünyelerindeki farklılıklarında görülür.
Burada verilen örnekler sadece bu farklılığı gösterebilmek
gayesiyle çok sınırlı tutulmuştur (Çizim 2)
Rumi motiflerde "kapalı from", "agraf, düğüm, kenet,
ortabağ", "tepelik", "spiral nokta" gibi tanımlamalar
kullanılır (Çizim 3). Bu terimlerle tanımlanan motiflerin
her birinin kompozisyonunda belirli görevleri vardır:
Kapalı formlar, zeminde değişik renkler uygulayabileceğimiz
formlar meydana getirerek desenin zenginleşmesini sağlarlar.
(Desen 4)
Düğüm, kenet, ortabağ, agraf diye tanımladığımız motifler,
dal ayrımlarında ve simetrik ekseninde bitişen sapların
değme noktalarına yerleştirilir. Desende açıkta kalmış
uzun saplara da yine düğümler uygulanır.
Tepelikler, kapalı formların üst ve altlarında yeraldığı
gibi simetri ekseninde birleşen saplara da uygulanabilirler
(Çizim 3 ve Desen 4).
Spiral noktalar ise hem desendeki dengeyi temin etmekte,
hem de kompozisyonu zenginleştirmekte sanatçının büyük
yardımcılarıdır.
Kurallar
Türk süsleme sanatlarında kullanılan bütün motiflerde
olduğu gibi rumilerle hazırlanan bütün desenlerde de
belirli kurallara uyulmuştur:
Rumiler hatai motiflerle birlikte kullanıldığında iki
motif türü kesinlikle aynı dal üzerinde kullanılamaz.
Her iki motifin dalı ayrıdır ve bu dallar birbirlerini
alt-üst sırasıyla geçerler (Desen 4). Bir desende farklı
rumi motifi kullanıldığı hallerde dahi bu kural uygulanır
(Desen 5). Rumi, hatai ve bulut motiflerinin birarada
kullanıldığı hallerde ise rumi ve bulut motiflerinin
genellikle ayrı paftalarda bulunduğu görülür.
Hatailerde olduğu gibi rumili düzenlemelerde de dairesel
ve kıvrımlı hatlar kullanılmaktadır ve bu hatlar üzerine
rumiler aynı yöne olmak üzere uygulanırlar (Çizim 4,
5). Ancak simetrik düzenlemelerde ve kapalı formların
altındaki tepeliklerde çıkışlar yapılması halinde bu
kurala uyulmaz (Çizim 8, Desen 1, 4). Saplar üzerine
birbiri arkasına yerleştirilecek rumiler arasındaki
açıklık ise takriben motif uzunluğu kadardır.
Rumileri taşıyan dairesel hatların birbirleri üzerinde
geçmeleri alt, üst sırasıyla olur ve bu geçişler ya
saplardan ya da rumilerin sapa yakın ince kısımlarından
yapılır. Rumi-sap çatışması halinde ise sap daima ruminin
altında geçer (Çizim 6) ve desende iki ruminin birbirini
kesmesine meydan verilmez.
Desende gerek birbirilerine değen saplar, gerekse sap
ayrımları çıplak bırakılmaz, bu noktalara yerine göre
tepelik, düğüm, agraf (ortabağ, kenet) yerleştirilir.
Diğer motiflerde olduğu gibi rumili kompozisyonların
temelinde de geometrik düzenlemeler bulunmaktadır.**
Bir desenin üzerine ince bir kâğıt koyularak kalemle
o desenin iskeleti çıkarılırsa, düzenlemeyi oluşturan
geometrik formlar açıkça görülebilir. Buna göre bir
desenin geometrik yapısı belirlendiği takdirde o desenin
iskeletini çıkarmak ve deseni istenilen boyutlarda doğru
olarak çizmek mümkün olabilir (Çizim 7, 8, 9, 10, 11
ve Desen 4).
Türk süsleme tarihinde çok önemli bir yeri olan rumi
motifleri ile, yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız
başlıca kurallara uyularak ve geometrik formlardan yararlanarak
çeşitli kompozisyonlar (Desen 6, 7) yapabilmek mümkündür.
*Dr. Filiz Çağman, Osmanlı sanatında
başlıca üslup ve bezeme motifleri, Anadolu Medeniyetleri
3. cilt, Avrupa Konseyi, 18. Avrupa Sanat Sergisi 1983.
**Azade
Akar, Cahide Keskiner, Türk Süsleme Sanatlarında Desen
ve Motif, İstanbul 1978.
|