|
Tığ, yazma kitap süslemesinde kullanılan ve yaplan desenin
bitiminde bulunan bir yardımcı süsleme motifidir. Tığ'ın
tezhibinde kullanılan şekliyle, kelime anlamına sözlüklerde
rastlanmıyor. Yalnız Celâl Esad Arseven'in Sanat Asiklopedisi'nde
(c. XV. S. 1986) "Cild ve tezhib işlerinde bezemelerin
dışa doğru ok gibi çıkan ucu sivri kısımları. Bu kısımlar
umumiyetle boya ve altınla yapılır." Açıklaması görülüyor.
Süsleme motifine verilen tığ adı, Türkçe'ye Farsça'dan
geçen tip: "kılıç" kelimesinden kaynaklanmış olmalıdır:
zira tezhibde kullanılan tığ motifi de, kılıç gibi ucu
sivri, ince uzuncadır.
Tezhib, boya ve Tığ
Yazma kitaplarda ve murakkalarda, boya ve altın yapılan
her türlü süsleme işine tezhib adı verilir. Tezhibde
altının yanısıra kök boyalar, renkli toprak boyalar,
madeni oksidler, bazı renkli taşların tozları tutkallı
su ile karıştırılarak kullanılmıştır.
Yazma eselerde zahriye adı verilen baş sayfa, hatime
diye adlandırılan son kısım başlık (serlevha). Kur'an'da
bölüm başları (sure başı, fasıl başı), secde kenarları,
hizib gülleri, ayetlerin baş ve bitim noktaları (vakfe,
durak), bazı eserlerin yazı dışında kalan bütün kenarları
tezhiblenmiştir.
Müzehhib (kitap süslemesini yapan kişi), kalıbını hazırlar
ve sert bir zemin üzerinde dikine iğneleyerek, tezhipleyeceği
kâğıt üzerine koyar. Üzerinden kömür tozu geçirmek suretiyle
kalıp silkme işlemini tamamlar. Bütün sayfa tezhibleyeceği
kâğıt üzerine koyar. Üzerinden kömür tozu geçirmek suretiyle
kalıp silkme işlemini tamamlar. Bütün sayfa tezhiblenecekse
boyanan kısımların elle bozulmaması için motifin dörtte
biri silkilir, boyandıkça diğer kısımlara geçilir.
Önce konturlar çizilir, daha sonra altın sürülerek mührelenir
ve toprak boyalarla boyama işlemi yapılır. Silkme ile
geçirilen desende motife en uygun düşecek şekilde tığlar
çekilerek tezhib tamamlanır.
Tezhib üslub, yapıldığı devir ve şehre, uygulandığı
yere göre değişmiş, ancak süslemeden boş kısma geçiş,
pek az örnek dışında, daima tığlarla yapılmıştır.
"Türk süsleme sanatlarında genellikle bir yardımcı eleman
olarak kabul edilen tığlar tezhibde mühim bir yer işgal
ederler. Tezhibin bittiği yerden başlayarak paralel
hatlarla dışa doğru ok gibi uzanırlar ve sivri bir şekilde
nihayet bulur. Süslenen bölüm ile geride kalan boşluğun
dengesini sağlamak amacı ile yapıldıkları bellidir."
(1)
Kitap süslemesinde yazılı ve tezhibli kısmın oranı kadar,
boş bırakılacak kısmın oranı da güzelliği etkiler. Tığlar
ise bu iki kısım arasında dengeyi sağlar ve gözün boşluğa
geçişini rahatlatır. Ancak kullanıldığı yere göre tığların
belli oranlarda yapılması ve tezhibe uyum sağlaması
çok önemlidir. Nefis ve pek nefis tezhibli olarak sınıflandırılmış
eserlerde, tığların dene ve oranı ile sadeleğine rağmen
çeşitliliği insanı hayrete düşürmektedir.
Tezhib ekollerine göre tığlar
Tığların devirlere göre değişen yüzlerce çeşidi vardır.
Ama hemen hepsinde motif genişten dara geçmekte, incelerek
son bulmaktadır. Tığ süslemelerinde çoğunlukla çizgi,
nokta ve küçük kıvrımlardan yararlanılmıştır.
Zamanla rumî, geometrik şekiller, bulut, çiçek motifleri,
hayvan figürlerine benzeyen şekiller de görülmüştür.
Memluk tezhibinde süsleme, altın, mavi ve tahinî renkte
yapılmış, tığlar ise mavi ile ve seyrek olarak çekilmiştir.
Uzunca düz bir çizgi üzerinde küçük yatay çizgi veya
iki yana açılan birer kıvrım biçimindedir.
Selçuklu tezhibinde altın, lacivert, beyaz ve kızılkahve
renklerle geçme, geometrik motifler ve Selçuklu münhanileri
(2) çizilmiştir. Başlık ve tam sayfa tezhibinde tığlar
yoktur veya küçük çıkma ve çok seyrek çizgileri halindedir.
Madalyonda ise Selçuklu münhanilerinin birleşme noktalarında
yalın çizgi ve küçük yuvarlaklardan oluşan seyrek, mavi
renkli tığlar görülür.
Amasya tezhibinde zerenderzer (altın üzerine altınla
yapılan) süslemeyi, mavi, zarif tığlar tamamlar. Başlık
tığlarında geçme motifine de rastlanır. Madalyon tığlarında
küçük çıktılar, kalında inceye geçen stilize, sade ama
çok güzel motifler vardır.
Fatih devrinde Saray Nakışhanesi'nde tezhiblenmiş pek
çok kitap, bugün Süleymaniye Kütüphanesi'nde Fatih koleksiyonunda
ve saray mensuplarına ait diğer koleksiyonlardaki eserler
arasında bulunmaktadır. Bu eserlerde görüldüğü üzere
Fatih devrinde tezhib sanatı çok gelişmiştir. Aşırılığa
kaçmayan, yazıyı bütünleyerek ortaya çıkaran, dengeli
ve çok güzel süsleme, tığlara da yansımıştır. Bu devirde
mavi renk ve altınla çekiliş tığların, geçmeli, geometrik
şekilli en güzel örnekleri görülür. Bir noktadan açılan
iki küçük eğri ortasında minik üçgenler, birbirine paralel
iki küçük yatay çizgi, kalınlaştırılmış noktalar, içi
dolu küçük üçgenlerden oluşan çiçek motifleri öylesine
ustalıkla yer değiştirmiştir ki, birbirinin aynı tığ
yok gibidir.
Çok sayıda yazma eser gözden geçirildiğinde, tığlarda
hakim renk mavi görünmektedir. Ancak eserine ve tezhibine
göre bu ana renge altın, kırmızı ve yeşil renkler de
katılmıştır.
Klasik tezhibin ikinci parlak dönemi 16. yy'da yaşanmıştır.
Motif, renk ve kompozisyon zenginliği, tekniğin mükemmelliği,
desende görülen çeşitlilik ve ince zevk, altının bol
ama renklerle çok uyumlu kullanılışı bu devir tezhibinin
başlıca özellikleridir. Tığlar da buna paralel olarak
gelişmiş; en olgun ve güzel biçimlerini kazanmışlardır.
Çizgiler zenginleşmiş, rumilerin katılmasıyla zarif
motifler ortaya çıkmıştır. Tığ çeşitleri iyice artmış
aralarına doldurma motifler eklenmiştir. 16. yüzyılın
son yarısında realist çiçek motifleri de, pek sık olmamakla
birlikte, tığlarda yer almıştır. Bu yüzyılda mavi ve
altınla tığlar çekilmiş, zaman zaman bunlara kırmızı
da katılmıştır.
17. yüzyılda altının tezhibde daha da bol kulanıldığını
görüyoruz. Tığlarda realist çiçek motifleri, hayvan
figürlerine benzer şekiller, zerefşan (serpme altın)
zemin üzerinde iğne perdahlı süsleme yer alır.
18. yüzyılda tezhib iki tarzda yapılmıştır. Klasik tezhibin
değişmeye başladığını gösteren büyük çiçekli, iri ve
karışık motifli süslemeler yapılmış, büyük ve renkli
çiçekler tığda da yer almıştır. Ayrıca, barok ve rokoko
üslûpları da tezhibe girmiş, bu tarzda yapılan kurdeleler,
vazolu vazosuz, çok renkli çiçekler ve aşırılığa varan
süslemeler tığa yer bırakmamıştır.
Bulundukları yere göre Tığlar
Tığlar bulundukları yer ve biçime göre özellikler gösterirler.
Zahriyede yuvarlak ya da beyzî madalyonu tamamlayan
tığlar, bu merkezden yayılan ışık demetleri gibi incelenerek
boşluğa karışırlar.
Mihrabiye veya dörtgen kitapbaşlarında, paralel olarak
yükselen oklar gibidir. Bazan tek bir tığ, bazan da
servili tığlar görülür.
Sure ve hizib güllerinde düz zemin üzerine çekilen tığlar
olduğu gibi, zerefşan zemin üzerinde görülen ve iğne
perdahlı olanları, çiçeklileri de vardır.
Sure ve hizib güllerinde tığlar motifin üstünde uzun
altta kısa bırakılmıştır.
Aynı sayfa kenarında iki, üç sure gülü bulunduğunda,
çoğunlukla tığlar birleşmiştir.
Aynı motifli veya iki ayrı motifli tığın sıralanmasıyla
düzenlenen, bazan da araları küçük şekillerle doldurulmuş
olarak görülen tığlar, tezhibin güzelliğini artırır
ve noktalar.
1) Azade Akar- Cahide Keskiner. Türk
Süsleme Sanatlarında Desen ve Motif, İstanbul 1978,
s.24
2) Daima birbiri arkasından çıkan ve bir yanda yaklaşıp
incelerek sıralanan eğriler Genellikle Selçuklular tarafından
kullanılmalarına, kavisli ve yumuşak ana yapılarına
dayanılarak, Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver tarafından
bu ad verilmiştir.
(.....) Resim altlarındaki parantezler Süleymaniye kütüphanesindeki
koleksiyon ad ve numaralarını belirtmektedir.
|